
![]()
Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, ekonomi verileri açıklandığında göğsümüzü kabartan o meşhur cümlenin arkasında hep aynı şehir durur: "Üretim ve sanayi kenti..." Evet, Kocaeli’ den bahsediyorum. Gebze’den Dilovası’na, İzmit’ten Kartepe’ye kadar uzanan bu şehir, gece gündüz demeden Türkiye ekonomisinin büyük çoğunluğunu sırtlıyor. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunun büyük bölümü bu şehirde üretim yapıyor, milyarlarca liralık katma değer doğrudan Ankara’nın kasasına akıyor. Ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde, karşımıza akılalmaz bir tezat çıkıyor. Vergiyi ödeyen, tır trafiğini çeken, fabrikanın dumanını yutan ve her sabah ölümle burun buruna çalışan Kocaeli halkı; iş can güvenliğine, kentsel dönüşüme ve yaşam kalitesine geldiğinde hep üvey evlat muamelesi görüyor. Bu devasa rant neden bu şehrin sokaklarına refah ve huzur olarak dönmüyor?
Bugün hem Ankara’nın hem de yerel yönetimlerin gözlerini kapatmayı tercih ettiği en acı gerçek deprem gerçeğidir. Tüm Türkiye haklı olarak her gün İstanbul depremini, İstanbul’un tabut evlerini konuşuyor. Peki ya Kocaeli? 1999 felaketinin merkez üssü olan, acıyı iliğine kadar yaşamış bu şehirde hâlâ ayakta duran daha doğrusu durmaya çalışan, makyajlanmış 25-30 yıllık yorgun binaların hesabını kim verecek? Kocaeli’nin çökmesi Türkiye’nin şah damarının kesilmesi demektir. Sanayinin göbeğinde, üretimin kalbinde kentsel dönüşümü sadece tabelalardan ibaret görenler, yarın yaşanacak bir felakette "ihmal" sırasının kime geleceğini şimdiden düşünmelidir. Biz bu şehirde sadece binaların değil, iş güvenliği hiçe sayılan işçilerimizin, halkın zehirlenen havası ve talan edilen doğasının düşünülmesini istiyoruz. Bu tabloda yapılan sosyal medya paylaşımlarına ve yandaş medyaya değil şehrimizin durumuna objektif bakarsak ortada övünülecek bir başarı değil, büyük bir vebalin varlığı aşikardır.
Artık gerçeklerle yüzleşme vaktidir. Kocaeli, ne Ankara’nın sadece vergi kasası ne de siyasi partilerin "nasıl olsa kazanırız" dediği sahipsiz bir kenttir. Bu şehir, Türkiye'yi besleyen ana damarlardan birisidir. Eğer siz bu damarı kentsel dönüşümle acilen güçlendirmez, trafiğini D-100 kilitlerine mahkum etmeye devam eder, havasını sanayi lobilerine peşkeş çeker ve insanını güvencesiz bırakırsanız; ilk büyük sarsıntıda sadece Kocaeli değil, tüm Türkiye bu enkazın altında kalır.
Şimdi hem yerel yöneticilere hem de ülkeyi yönetenlere sormak gerekiyor: Kocaeli’yi ne zaman sadece bir 'üretim üssü' olarak değil, içinde can taşıyan insanların yaşadığı bir şehir olarak göreceksiniz?
Herkes bilir ki Kocaeli’de resmi koltuklarda kimin oturduğunun pek önemi yok; zira hayati kararların asıl alındığı yer, Başiskele sırtlarındaki o meşhur vakfın koridorlarıdır. Kendisi sahne arkasında dururken veliahtlarını vitrine süren, kenti adeta bir aile şirketi gibi yöneten ve siyasi ikballeri belirleyen o 'irade', bu şehrin geleceğini de kendi rahlesinden geçirmektedir.
Peki, her mikrofonda ahkam kesen bu irade, kentin soluduğu bu zehirli atmosferi ve yaklaşan felaketi hiç mi görmüyor?
Herkesin malumu; Kocaeli için o ne derse, Ankara’dan o karar çıkıyor. Madem kudretiniz bu şehri yönetmeye yetiyor; o halde artık bu halkın hak ettiği, hayati kararların alınma zamanı gelmedi mi?"
Emir İhsan KAM
01.07.2026


Uzun zamandır dile getirilmeyen Kocaeli gerçekleri
Teşekkürler Emir ihsan kaleminize saglik