
Hala uslanmadık, aynı eğitim (öğütüm) modeline devam ediyoruz.
Çanakkale'de düeli muazzamayı bozguna uğratan ve Churchille anlamıyormusunuz biz Çanakkale de Türkler ile değil Allah ile savaştık sözünü söyleten, kurtuluş mücadelesini yapan senin ecdadının iman ateşiydi.
O neslin evlatları batıya özendirilerek, ecdadına küfrettirilerek, manevi bütün değerlerinden uzaklaştırılarak yüz yıldır inançsızlık ateşinde yakılmaya devam ediyor.
Kahramanlık, dindarlık, milliyetçilik ve ulus devlet nutukları atanların, yüz yıldır bizim neslimiz nereye gidiyor diye sormadığı ve soramadığı, sormak isteyen bir avuç insanada hayatı zindan eden köhnemiş bir anlayış.
Elimizden gelen tek şey,18 mart geldiğinde şatafatlı törenlerle kutlamalar yapmak.
Bir dava uğruna batıla kök söktüren bir nesilden, batılın çöplüğüne hayran bir nesil meydana getirildi.
Ecdadı Hâk için ölüme sevdalı gitti, gençliği ise batının kokuşmuş haline vurgun.
Ama efendim her şeyin en güzelini onlar yapıyor, biz neden yapmadık ?
Neden yaptırmadılar diye bir sorabilsen birde anlayabilsen, bir çok şey zaten düzelecek.
Önce senin elinden, batı hayranı idarecilerin eliyle, hayat kaynağın olan Kur-an'ı aldı, sonrada hayat bu diye sana batıl bir çöplük dayattı.
Çağdaşlık ve modernleşme naraları atarak.
Sen yüz yıldır o çöplükte debeleniyorsun.
Sen yeryüzünde çağdaşlık teranelerine kurban edilen ve dedesiyle konuşturulmayan bir milletsin.
Hafızan silindi, yanlış kodlandın.
Onun için şimdi yerinden kımıldayamaz haldesin.
Hafızası silinmiş bir toplum hangi değerini koruyabilir ki ?
Elinde bütün zorluklara karşı bugüne kadar üretilmiş olan bazı değerler ise ağır bedeller ödeyen bir kaç inanmış adamın eseri.
Hala da çok az kişi dışında, tarihinle ilgilenmiyor, sana dayatılan tarih ve yapay kültürle batılın çöplüğüne heveslenmeye devam ediyorsun.
Daha iki yüz yıl önce dünyanın bir çok bölgesinin hakimi iken, bugün ne elinde kalan değerlere nede kendine hakim olamıyor ve hiç bir değerini koruyamıyorsun.
Ne okuyorsun, ne dinliyorsun, ne sorguluyorsun nede dirilmek için bir adım atıyorsun, uydun kalabalığa gaflete yatıyorsun.
Milli şairimiz diyordu ya !
Ecdadını, zannetme, asırlarca uyurdu;
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?
Çanakkale zaferini kutladığımız kadar, o zaferin manevi ruhunu anlayarak hayatımıza ve eğitimimize uygulamadığımız müddetçe Çanakkele ruhen geçilmeye devam edecek.
Yeniden tarihi sorumluluğumuzu hatırlamak ve hayata uygulamak zorundayız.
Eşini ve kardeşlerini, başka meydanlarda, iki büyük oğlunu Çanakkale’de şehit veren bir “Ana”
neden son evladınıda Çanakkale’ye gönderirken, Git,sende git, Minareler ezansız, Camiler Kur’ânsız kalacaksa sende git diyordu.
Peki, O neslin evlatları kadını ve erkeği ile neden şimdi ezanın ve Kur’anın ruhuna bu kadar uzaklaştı?
Hatta çoğu duymuyor bile.
Bu Vatan’ın ve bize emanet edilen değerlerin kıymetini bilirsek, ancak onların hakkını ödeyebiliriz.
Gerisi boş laftan ibaret.
Cafcaflı salonlarda, süslü elbiselerle okunan iki şiirle Çanakkale ruhunu andığını ve anladığını sananlar, O mücadeleyi ve ruhu hiç anlamamışlar demektir.
Çanakkale ruhunu kendisi anlamayan, yeni nesle ne verebilir ki ?
Rahmetli Özal eğitimde manevi değerleri yükseltebilme çalışmaları için Japonyadan bir çalışma heyeti davet etmişti.
Heyet çeşitli incelemelerin ardında giderken Özal’ı ziyaret eder.
Özal, heyettekilere bize öneriniz nedir diye sorunca, heyettekiler der ki sizde Çanakkale ruhu gibi bir model varken, başka bir model aramanız yersiz ve anlamsız.
Çanakkale'deki o ruhu çocuklarınıza aşılayın,yeter.
İşte bize bu ruhu kaybettirdiler,hemde milli eğitim adıyla.
Ve biz Yüz yıldır, Çanakkaleyi geçilmez kılan ruhu bırakıp, Çanakkale’de yendiklerimize yaranmak için uğraştıkça uğraşıyoruz, ve battıkça batıyoruz.
18 mart Çanakkale şehitlerini ve tüm şehitlerimizi, rahmet ve minnetle yadediyoruz.


