
Geçtiğimiz akşam İzmit’in ve Kocaelispor’un sevilen isimlerinden ağabeyimiz Cem Özer’in mevlidindeydim.
Bizlere Kocaelispor’u sevdiren, etrafında herkese faydalı olan çok kıymetli bir büyüğümüzdü. Sadece o anda orada bulunduğu için, hiç alakası olmayan menfur saldırının ortasında kalarak aramızdan ayrılması hepimizi derinden üzdü.
Detaylar çok ciddi!
Emniyet güçlerinin titiz çalışmasıyla yakalanan şüphelilerin İstanbul’dan gelerek günlerce keşif yapması, olayın profesyonel bir infaz girişimi olduğunu ve mafyalaşma gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Cem Ağabey, bu kirli hesaplaşmanın masum kurbanı oldu.
"Ancak bu çürüme sadece silahlı çatışmalarla sınırlı değil. Kocaeli; son aylarda bir annenin evladının yanında maruz kaldığı şiddetten, genç futbolcu kardeşimiz Uğurcan Bekçi cinayetine kadar bizleri şok eden olaylarla iç içe geçmiş durumda. Hatta öyle bir noktadayız ki; kardeşini öldüren kişinin, yıllar önce babasını hayattan koparan ve eğer yakalanmasa annesini de öldürecek olan aynı zanlı çıkması, yaşadığımız dehşetin boyutunu gösteriyor.''
Kocaeli birçok şiddet ve mafyatik olayın merkezi haline geldi.
Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü’nün son bir yılda yaptığı onlarca operasyon, yakalanan yüzlerce çete mensubu ve uyuşturucu taciri var; evet, kurumlar çalışıyor. Ancak sorun sadece operasyonlarla çözülemeyecek kadar derinde. Toplumun ahlakı, adalet duygusu ve can güvenliği hızla kayboluyor.
Ülkemiz çetelerin, uyuşturucu baronlarının ve yasa dışı bahisçilerin cenneti olurken bizlere, sevdiklerimize mezar oluyor…
Artık sadece kenar mahallelerde değil, İzmit’in göbeğinde uzun namlulu silahlar konuşuyor.
Kadınların şiddet gördüğü, kardeşlerin "miras" ya da "namus" adı altında hunharca katledildiği bir ortamda yaşıyoruz… Ya da en azından hayatta kalmaya çalışıyoruz!
Biz ne ara bu kadar vahşileştik? Ne ara silah sesleri, çocuk seslerinin önüne geçti?
Her akşam bir başka mevlitte " gidişat ne olacak?" diye birbirimizin yüzüne bakmaya devam mı edeceğiz?
Çürüyoruz ey ahali!


