
İşçiler işçi kalmıyor, siyasetin yerel kanadını yönetiyor, ancak yukarılarda kendisi hakkında karar verecekleri onaylarken tökezliyor.
Böylece işçiler, kendi geleceklerini
kendileri yazıyor.
Nasıl mı ?
İşçilerin büyük bir bölümü siyasi partilerin alt kademelerinde görev yapan insanlar.
Seçim zamanı adaylar önlerine konulduğunda, onlar gidip zengin ve popüler olanını tercih ediyorlar.
Onlarda seçilince sözde işçi hakları yasasını çıkarıyorlar.
Nedense hiç bir sorun çözülmüyor.
İşçilerin çalışma koşulları gittikçe zorlaşıyor.
Sonra başlıyor bağırmaya, nerde bu işçi hakları diye.
İşçi haklarını, siyasi parti görevlisi iken tercihini, önüne konan adaylardan güçlü ve popüler olanlardan taraf kullanarak haklarını onların eliyle kaybettiğini farketmiyor.
Çünkü alacağı ücrete zenginler karar veriyor.
Böyle giderse gelecekte işçiler daha çok kaybedecektir.
Çünkü kendilerininde görev aldığı siyaset sahnesinde para ve popülarite dışında bir değer kalmıyor.
Anadoluda şöyle bir tabir var !
Ağlarsa anam ağlar,gerisi yalan ağlar.
İşçinin bayramı, onurlu bir iş düzeni ile evine götüreceği helal ve bereketli rızıktır.
Bu imkanı Başbakan Erbakan döneminde yaşayan işçiler, ne yazık ki Erbakan hükümeti yıkılsın diye sokaklara dökülenlerden başkası değildi.
Refah Yol hükümetini yıkmak isteyenlerin aparatı haline getirilmişlerdi.
Bütün siyasi partilerin bölgesel yöneticlerinin çoğu işçi, ancak onlar adaylarını belirlerken ve kendileri hakkında karar verecek olanları tercih ederken popülarite ve para sahiplerini tercih ettikleri için kendi geleceklerine kötülük yapıyor.
Hani bir şarkı sözü vardı ya.
Kendim ettim, kendim buldum,
Gül gibi sararıp soldum eyvah.
Çektiklerimiz, tercihlerimizin eseridir.
İşçiye bayram gerek, ona da Erbakan gerek.
-
[ Maşallah Söğüt ]


