
Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Musa Kocaman, ENAG ve TUİK enflasyon oranlarının açıklanmasıyla birlikte emeklinin alacağı yeni maaş oranına dönük açıklamalarda bulundu.
Kocaman açıklamasında, “Yıl başında verdikleri enflasyon farkı 5 ayda eridi. Açlık sınırı 35 bin lirayken, en düşük emekli maaşı 23 bin 300 lira olacak. Aradaki fark 11 bin 700 lira. Çözüm bu değil! Emeklinin sofrasına şimşek çakıyor, emeklinin bayramına şimşek çakıyor, emeklinin alın terini şimşek çarpıyor. Üç kuruş enflasyon farkıyla emeklinin hakkı erteleniyor. Çözüm 3 kademeli birleşik emeklilik sistemindedir.”
Emekli Açlık Sınırının Üçte Bir Gerisinde
Bugün 20 bin TL emekli maaşı alan emeklimizin aylığı 23.300 Lira olacak. Buna karşılık açlık sınırının 35 bin TL seviyesine ulaştığı bir ortamda, emeklinin maaşı açlık sınırının yaklaşık 11 bin 700 lira altında kalmaya devam edecektir. Başka bir ifadeyle, emekli maaşı enflasyon oranında artsa bile temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli kabul edilen tutarın ancak yüzde 66’sına ulaşabilmektedir. Bu tablo, emeklilerin yaşadığı gelir kaybının ve geçim sıkıntısının giderek derinleştiğini göstermektedir.
TÜİK’in verilerine göre yılın ilk beş ayında enflasyon yüzde 16 olarak gerçekleşmiş, emeklilerin alım gücü de aynı oranda erimiştir. Bu nedenle Temmuz ayında yapılacak artış bir maaş zammı değil, kaybedilen alım gücünün bir kısmını telafi etmeye yönelik enflasyon farkıdır. Artan fiyatlar ve uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle emeklinin cebinden çıkan kaynak, Temmuz ayında verilecek enflasyon farkıyla geri ödenmeye çalışılmaktadır. Dolayısıyla kamuoyunda “zam” olarak ifade edilen artışlar gerçekte bir refah artışı sağlamamakta, yalnızca geçmiş dönemde yaşanan kayıpların bir bölümünü karşılamaktadır.
Emeklinin Sofrasına Şimşek Çaktı
Çözüm bu değil! Emeklinin sofrasına şimşek çakıyor, emeklinin bayramına şimşek çakıyor, emeklinin alın terini şimşek çarpıyor. Üç kuruş enflasyon farkıyla emeklinin hakkı erteleniyor. Çözüm 3 kademeli birleşik emeklilik sistemindedir.
Aynı enflasyona maruz kalan emekliler arasında ortaya çıkan zam farkları da sosyal adalet açısından kabul edilemez bir tablo yaratmaktadır. Temmuz ayında işçi emeklilerinin yaklaşık yüzde 16 seviyesinde, memur emeklilerinin ise yüzde 12 seviyesinde artış alması beklenmektedir. Aynı marketten alışveriş yapan, aynı faturaları ödeyen ve aynı enflasyon karşısında yaşam mücadelesi veren emekliler arasında farklı zam oranlarının uygulanmasının haklı bir gerekçesi bulunmamaktadır. Sorun yalnızca hesaplama yönteminde değil, emeklilik sisteminin kendi içinde yarattığı ayrışmadadır.
3 Kademeli Emeklilik Sistemi
Bugün Türkiye’de 4A, 4B ve 4C statüleri üzerinden farklı hak ve uygulamaların sürdürülmesi emekliler arasında eşitsizlik yaratmaktadır. Yapılması gereken, aynı ülkenin vatandaşları olan emekliler arasında ayrımcılığa yol açan bu yapıyı sonlandırmak ve tüm emeklileri kapsayan birleşik bir emeklilik sistemini hayata geçirmektir. Emekliler arasında statü farklılıklarından kaynaklanan maaş ve zam adaletsizlikleri giderilmeli, herkes için eşit, şeffaf ve sürdürülebilir bir emeklilik modeli oluşturulmalıdır.
4A, 4B ve 4C ayrımı kaldırılmalı, tüm emeklileri kapsayan birleşik ve adil bir emeklilik sistemi kurulmalıdır.
Bu modele göre:
• En üst kademedeki emeklilere tam maaş verilmelidir.
• İkinci kademe emeklilere %10 daha düşük maaş uygulanmalıdır.
• Üçüncü kademe emeklilere ise %20 oranında farklılaştırılmış maaş sistemi uygulanmalıdır.
Bu sistem sayesinde hem bütçe dengesi korunacak hem de emekliler arasındaki büyük gelir adaletsizliği azaltılacaktır.

