
İnsan, kendisine karşı olan savaşı kazanamadığı için sürekli yorgun, bıkkın, mutsuz ve huzursuz durumda.
İnsan kendi arzularına, istek ve beklentilerine karşı direnebilirse hem yenilgiden kurtulacak, hemde her türlü zorlukla baş edebilecek bir hale gelecektir.
Ancak insan kolayı tercih edince, kötülüklere ve kötülere aracı olma tuzağınada daha kolay düşüyor.
Bir düşünür şöyle diyordu !
Bu dünyanın en büyük rahatsızlığı, kendi rahatını düşünenlerdir.
Bir çok insan rahatı bozulmasın diye, hak hukuk, adalet, helal, ahlak ne kadar değer varsa hepsini ya bozuyor, yada bogunculara aracılık ediyor.
İnsan mücadele etme gücünü ve arzusunu kaybedince kendisine söylenen her şeye kolay teslim oluyor.
Bu teslim olmak ise, teslim alanların zulümlerini artırıyor.
İnsana mücadele azim ve gayreti veren, onu zinde tutan ise manevi değerleriydi.
İnsanlar o değerlerden uzaklaştıkları içindir ki, mücadeleyi değil, kolay olana uymayı, kolayı vadedene teslim olmayı seçti.
Halbuki insan manevi değerlerinin ve vicdanının kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirebilse, onun bulunduğu yerde, kolay kolay kötülük yapılamaz.
Tabiki kirletilmemiş vicdandan bahsediyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada kirletilmiş vicdanı ile
insanlar iyiyi ve kötüyü ayırt etme melekelerini devre dışı bırakmış durumda.
Bu nedenledir ki, kötülük yapanlar cesaretlerini, rahatını düşünen ve rızık endişesine düşen kalabalıkların sessizliğinden alırlar.
Ne yazık ki insanoğlu, ekmek davası diyerek her türlü olumsuzluğa sessiz kaldı.
Bugün insanlık olarak yaşadığımız kayıpların nedeni ise, bu sesizliğimiz ve bizden olan veya bize az bir menfaati dokunan veya dokunacağı umulan kötülere olan tahammülümüzdür.
Halbuki ekmeğin (rızkın) sahibi Allah Cc dı.
Kur-an,bunu bize haber veriyor !
"Allah'ın rızık vermediği,hiç bir canlı yoktur." (Hud 6)
Aynı zamanda Rabbimiz“Biz insanı zorluklara karşı mücadele etme gücüyle yarattık” buyuruyor.
(Beled 4)
Buna rağmen nice insan, küçük çıkarları ve rahatı uğruna hem kendine hemde insanlığa ihanet etti, etmeye devam ediyor.
Peygamber efendimiz; "zalimede, mazlumada yardım edin" diye buyurduğunda, sahabeler ey Allah'ın resulü, mazluma yardımı anladık ta, zalime nasıl yardım edeceğiz diye sorunca Efendimiz, onun da zulmünü durdurarak yardım edebilirsiniz diye buyurdu.
Halbuki biz muarrızlarımızın zulmünü durdurmak için mücadele ederken, kendi zalimlerimizi ve zulümlerimizi kamufle ettiğimizi ıskaladık.
Geriye dönüp bakınca herkesin kendi zaliminin ve zulmünün koruyucusu haline geldiği yada getirildiği görülecektir.
Çünkü insan'ın bizzat kendisi zulmün müsebbibi haline geldi veya getirildi.
İnsan, en büyük zulmü ise aslında kendisine yaptı, ebedi olanı unutup, geçici olan dünyaya aşırı anlam yüklediği için.
Bu nedenledir ki,insan, kendisine karşı vermesi gereken savaşı ıskaladığı için, kendini galip sanarak aslında bütün savaşlarında mağlup oldu.
İnsanın mağlubiyetten kurtulması, ancak kendi zulmünden uazaklaşması ve yaratıcının sonsuz rahmetine yakınlaşması ile mümkündür.
-
Maşallah Söğüt

