
Geçtiğimiz günlerde menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybeden genç kardeşimiz Atlas Çağlayan’a Cenab-ı Allahtan rahmet, ailesi, sevenleri ve milletimize başsağlığı dilerim. Yaşanan bu saldırı, münferit bir olay değil; ne yazık ki ülkemizin içine sürüklendiği derin sosyal, ahlaki ve adalet krizinin açık bir yansımasıdır. Toplumda şiddetin bu denli sıradanlaşması, insan hayatının bu kadar ucuz görülmesi tesadüf değildir.
Bugün Atlas Çağlayan’da yaşananlar, geçtiğimiz sene benzer bir saldırıda hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi kardeşimizin olayında olduğu gibi, adaletin tam ve caydırıcı şekilde tesis edilememesinin bir sonucudur. Suçluların hak ettikleri cezaları almaması, adaletin gecikmesi ya da kamu vicdanını tatmin etmeyen kararlar; suçun, şiddetin ve ahlaki çöküşün önünü açmaktadır. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, güven olmaz, yarınlara dair umut olmaz.
Toplum olarak ciddi bir ahlaki erozyonla karşı karşıyayız. Bu erozyonun temelinde ise eğitimden aile yapısına, medyadan yargı sistemine kadar uzanan çok yönlü bir çürüme vardır. Ancak en ağır sorumluluk, adaleti sağlamakla yükümlü olan sistemin üzerindedir. Adalet zayıfladıkça, suç cesaret bulmakta; mazlumlar ise her geçen gün daha fazla yalnız bırakılmaktadır.
Bizler, bu gidişata sessiz kalmayacağız. Şiddeti meşrulaştıran, suçluyu koruyan, mağduru ise kaderine terk eden anlayışı kabul etmiyoruz. Adaletin gerçekten ve eksiksiz şekilde işlemediği her durumda, bu tür olayların yaşanacağını ve yaşanmaya devam edeceğini açıkça ifade ediyoruz.
Genç bir kardeşimizin hayatını kaybettiği bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor; yetkilileri, toplumun vicdanını rahatlatacak adil, hızlı ve caydırıcı kararlar almaya davet ediyoruz. Adaletin yeniden tesis edilmediği hiçbir düzenin ayakta kalamayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz.


