
İnsan ne istiyor yada ne bekliyor ki böylesine bir hale düçar oluyor.
İstediklerine ulaşınca insanların umudu artar mı, karamsarlık dağılır mı?
Karamsar insanlar en son ne zaman gülümsedi.
İnsanı gülümsemeden, ümitvar olmaktan alıkoyan nedir.
Sahip olamadıklarımıza, sahip olduğumuzda yüzümüzün güleceğinin garantisi var mı.
İnsan kendisini hangi zindana hapsetmiş ki karalar bağlıyor.
Umutsuzluğun ve karamsarlığın hastalıkların davetçisi olması muhaldir.
İnsanlar kendi hayatlarında umutsuzluğu ve karamsarlığı büyüterek kendilerini büyük bir boşluğa bırakıyor.
Bu boşluk bazen öylesine derin olabiliyor ki, insan oradan çıkamaz hale düşürüyor kendini.
Kendini o boşluktan kurtaracak ip kendi elinde olmasına rağmen.
İnsan’ın içindeki boşluk ne kadar büyükse, o boşluğu doldurma çabası insanı o denli yoruyor, umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklüyor.
(Bu nedenle çağın en büyük sorunu umutsuzluktur ve karamsarlıktır)
Çünkü insan, umudun sahibini arayamıyor, çünkü isteklerinin, beklentilerinin esareti altında.
Halbuki umudun sahibi olan Allah, bir nefes kadar yakın, tüm umutsuzluklara ve karamsarlıklara.
Oysa İnsan, isteklerinin peşinden koştukça, Allah’tan uzaklaştı.
Uzaklık mesafesi arttıkça, umutsuzlukta, karamsarlıkta katlanarak artıyor.
İnsan kendisini bu hale düşüren nedenleri sorgulamalı ve onlardan uzak durmalıdır.
Çünkü herkes kendisini umutsuzluğa ve karamsarlığa düşüren etkenleri az çok biliyor.
Peygamber efendimiz,b ir gün gelecek ümmetimin kalbine vehen dolacak buyurmuş.
Bugün tamda o durumu yaşıyoruz.
Kalbimimize vehen dolmuş, bundan kurtulmadıkça umutsuzluktanda, karamsarlıktanda kurtulamayız.
Vehen’in ne olduğunumu soruyorsun.
Kafana takarak umutsuzluğa ve karamsarlığa tutulduğun her şey.
Sen kendi tufanını, kendi zindanını kendin hazırlayarak umutsuzluğun ve karamsarlığınla hem kendine hemde çevrene zulmediyorsun.
İyimser olmak, ümitvar olmak, gülümsemek bir çok hastalığa iyi gelir.
Geç aynanın karşına, sor aynada gördüğüne.
Ona de ki, isteklerinle, beklentilerinle, özlemlerinle, korkularınla beni çok yordun, artık beni Rabbimle baş başa bırak.
Ey İnsan; içine sürüklendiğin umutsuzluktan uzaklaş ki, seni yaratan, yaşatan, söz söylemeyi öğreten, gece uyutup,(uyku yarı ölümdür) sabah uyandıran, işe gitmeni nasip ederek rızık veren her şeyden önemlisi karşılığında dünyanın tamamını verseler değişmeyeceğin bir nefes sıhhat veren Rabbimiz var.
Allah’a yaklaşmak, umutsuzluk ve karamsarlıktan uzaklaşmaktır.
İp senin elinde demiştik, düştüğün derin boşluktan kurtulmakta senin elinde.
Kimseyi bekleme, kimse gelmeyecek.


