
Bu nedenle hiç bir söz hiç bir kimseye etki etmiyor.
Çünkü herkes tebası olmayan devlet başkanı gibi.
Kimi zaman sözü söyleyende söylediği vasıflar yok.
Kimi zaman ise sözü dinleyende meymenet yok.
Sözü söyleyende, söylediği sözlerin erdeminin olmaması sözü değersiz kıldığı gibi, güvenilir bir ağızdan sağlam ve güzel sözü dinleyenlerin her birinin kafasında farklı tilkiler dolaştığı için, söz yine değersiz hale geliyor.
Yeni çağın en büyük hastalığı herkesin kendini allamei cihan sanma hastalığına tutulmasıdır ki, bu durumun tedaviside yoktur.
Çünkü herkes hasta ama herkes kendisini doktor sanıyor.
Bu nedenle söz saltanatını, erdemini ve etkisini kaybetmiş durumda.
Söz saltanatını ve erdemini kaybettiği için, insanların büyük bölümü kendini eğitemiyor, geliştiremiyor ve bilgiye sahip olamıyor.
Sözün değerini kaybetmesinin en büyük sorumlusu, sorumsuz politikacılar ile onların etrafına kümelenmiş makam ve menfaat beklentisi ve hesabı içinde olanlardır.
Sonrası çorap söküğü gibi gidiyor zaten.
Aydını, yazarı, çizeri, sanatcısı, sanayicisi, eğitimcisi, bürokratı, senaristi, filmi, hakimi, savcısı, avukatı, kadını ve erkeği, bu sayılanlara ekleyebildiğiniz kadar branş ekleyebilirsiniz.
Bizim milletimizin en büyük talihsizliği ise önlerine aydın diye çıkarılanların daha kendisini bile aydınlatamamış olmasıdır.
Bizde aydın tabir edilenlerin büyük bölümü birbirini yalanlamak üzere programlanmış sanki.
Peygamber efendimiz din nasihattır buyuruyor.
Nasihat sözle olur.
Söz anlamını ve saltanatını kaybettiği için herkes dini kendisine uydurmaya başlamış.
Kendimiz için uydurduğumuz din anlayışı bizi hem gerçeklerden hemde Allah'tan uzaklaştırıyor.
Bu uzaklık biz müslümanlarda o kadar mesafeyi açtıki ne kendimizi dini değerlerle ilgili sorumlu tutuyoruz, nede kendi dışımızdaki müslümanlara ve mazlumlara fayda sağlıyoruz.
Müslümanların dini ve siyasi önderleri önümüze aydın olarak çıkarılan karanlık fikirliler eliyle sürekli aşağılanıp alay edildiği için, önder ve liderlerinde maneviyat ile ilgili sözleri gönüllere sirayet edemiyor.
Çünkü sözün sahipleri çeşitli manüpülasyon, yalan, iftira ve karalamalarla güvensiz hale getirildi.
Dirilişin anahtarı, sözün saltanatının yeniden hakim kılınmasıdır.
Bir düşünür Osmanlı'nın kuruluşu ve dağılışı üzerine şöyle diyordu !
Sohbetten (söz)devlet doğdu,
Sohbet bitti devlet dağıldı.
Biz ise evimizdeki sohbeti bile kaybettik.
Bir çok insan ise menfaatlerine uygun düşmediği için, söylenen her güzel sözün üzerini cedelle kapatıyor.


