
![]()
Kocaelispor ile Amedspor arasında oynanan lig maçının ardından yaşananlar, Türk futbolunda çifte standardın ve ideolojik toleransın geldiği son noktayı açıkça gözler önüne seriyor. Kocaelispor tribünlerinden sallanan "sarı poşetler" gerekçe gösterilerek, 5 taraftar hakkında jet hızıyla "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı ve şüphelilere ev hapsi cezası verildi. Bir yanda taraftarın güvenlik güçlerinin terörle mücadelesine (sarı torba) atıfta bulunan sert ama sembolik tepkisi anında cezalandırılırken; diğer yanda futbolu yıllardır yeşil sahadan çıkarıp ideolojik bir hesaplaşma alanına çeviren Amedspor’a gösterilen bitmek tükenmek bilmeyen tolerans duruyor.
Bu konu bir futbol kulübünün isminden veya temsil ettiği şehirden ibaret değil. Mesele, ilgili kulübün sporun birleştirici ruhunu elinin tersiyle itip, kendini ayrılıkçı ve ideolojik bir siyasi hareketin yeşil sahadaki temsilcisi gibi konumlandırmasıdır.
Bunu söylentilerden değil, bizzat Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) kayıtlarına dayanarak söylüyoruz. Amedspor'un sicili, basit saha ihlallerinden ziyade "ideolojik propaganda" sevkleriyle doludur. Daha 2016 yılındaki Keçiörengücü maçı başta olmak üzere, tribünlerde yıllarca "Diren ha Diyarbakır" gibi siyasi altyapılı marşların okutulmasına kadar sayısız olayda PFDK, kulübe "ideolojik propaganda" ve saha olayları nedeniyle defalarca ceza kesmiştir.
Daha yakın tarihlere gelelim. Olaylı Bursaspor maçlarında tribünlerde açılan sözde "Kürdistan" paçavraları hafızalardaki tazeliğini koruyor. Olaylar sonrasında TFF ve İçişleri Bakanlığı tarafından defalarca soruşturmalar yürütülmüş, kulübe seyircisiz oynama ve para cezaları verilmiştir. Sadece geçtiğimiz aylarda (Eylül 2025), formasına TFF'nin sportif ekipman talimatına aykırı şekilde taşıdığı ve siyasi bir mesaj kaygısı güden "Koma me bona we" (Grubumuz sizin için) şeklindeki slogan yüzünden kesilen 110 bin TL'lik cezalar, İstanbulspor maçında 4 blok taraftarın men edilmesi ve kesilen 220 bin TL'lik cezalar bir tesadüf değildir. Bütün bunlar, saha içindeki futboldan ziyade, tribünlerin ve yönetimin futbolu ısrarla politize etmesinin resmi kanıtlarıdır. Halkımızın sinir ucuna dokunan diğer bir konu da İstiklal Marşımıza defalarca kez yapılan provakasyonlar!
Bir spor kulübünün asli görevi spor yapmaktır. Ancak Amedspor, yıllar içinde ne zaman sahaya çıksa, taraftar grupları ve zaman zaman yöneticilerinin açıklamalarıyla terör örgütünün siyasi uzantılarının söylemlerinden kendini sıyırmayı başaramamıştır. Barış, kardeşlik ve fair-play kelimelerinin arkasına saklanılarak stadyumlar adeta birer miting alanına çevrilmiştir.
Bugün Kocaelispor tribünlerinde "sarı poşet" sallandı diye adli makamları ve futbolun kurullarını göreve çağıran, "sporun birleştirici ruhundan" bahseden Amedspor yönetimi; kendi tribünlerinde atılan bölücü sloganlara, İstiklal Marşı'mıza karşı yapılan protestolara ve terörle iltisaklı yapıların sembollerinin açılmasına karşı bugüne kadar ne tepki vermiştir? Hiçbir tatmin edici tepki verilmediği gibi, her seferinde kulüp "mağdur" ilan edilmiş ve arkasına alınan siyasi rüzgarla bir dokunulmazlık zırhı yaratılmaya çalışılmıştır.
Hukuk Herkese Eşit İşlemeli
Kocaelispor maçındaki taraftarların "sarı poşet" eylemini "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" olarak değerlendirip anında ev hapsi veren hukukun; asıl kini, ideolojik ayrışmayı ve düşmanlığı yıllardır statlara taşıyanlara karşı neden bu kadar "hoşgörülü" olduğu sorusu, milyonlarca futbolseverin vicdanında cevapsız kalmaktadır.
Eğer futbol sahaları siyasetin ve ideolojinin yeri değilse, bu kural sadece Amedspor'a tepki gösteren Anadolu kulüplerinin taraftarlarına değil, bizzat Amedspor'un kendisine de amasız fakatsız işletilmelidir. Terör örgütü söylemleriyle arasına mesafe koymayan, futbolu bir spor branşı değil de ideolojik bir mevzi gibi gören zihniyete sağlanan tolerans bitmediği sürece, yeşil sahalara huzur gelmesi mümkün değildir.
Amedspor artık bir karar vermelidir: Türkiye'nin saygın bir spor kulübü mü olacaklar, yoksa siyasi bir aparat mı? Eğer ikincisini seçiyorlarsa, tribünlerin reflekslerine "sarı poşet" üzerinden mağduriyet devşirmeden önce, kendi aynalarına bakıp terörle neden aralarına net bir çizgi çekemediklerinin hesabını kamuoyuna vermelidirler.
Emir İhsan Kam
26.08.2026

