
Siyasetin Göbeğinde Bir Zehir Sarmalı
![]()
Son zamanlarda siyaset kurumuna yönelik inancı zedeleyen haberlerle sarsılıyoruz. Bugün Kocaeli gündemini, hatta ulusal medyayı meşgul eden haber tam da bu türden: CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan ve İzmit Belediyesi CHP Meclis Üyesi Hamit İlker Ulusoy'un uyuşturucu testlerinin pozitif çıktığı yönündeki iddialar.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar kapsamındaki bir soruşturmada, Adli Tıp Kurumu'nda (ATK) yapılan kan, idrar, saç ve tırnak testleri neticesinde bu vahim sonucun ortaya çıktığı belirtiliyor. 22 Temmuz'da alınan numunelerin sonuçlarının pozitif çıkması, olayın ciddiyetini gözler önüne seriyor.
Bu iddialar doğruysa, ortada sadece bireysel bir hata veya suç değil, toplumsal bir çürümenin siyasi kademelere ne kadar sirayet edebileceğinin göstergesi duruyor demektir. Bir ilçe başkanı ve bir belediye meclis üyesi... Şehrin yönetimine, toplumun geleceğine yön vermek için seçilmiş isimler. Eğer bu isimler, mücadele etmeleri gereken bir bataklığın, uyuşturucu gibi toplumu içten içe kemiren bir belanın içine düşmüşlerse, tuz kokmuş demektir.
Peki, süreci nasıl değerlendirmeliyiz?
Öncelikle, hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesi esastır. Süren bir soruşturma var ve nihai kararı yargı verecek. Ancak kamuoyuna yansıyan Adli Tıp raporları gibi somut deliller karşısında sessiz kalmak da mümkün değil. Siyasetçilerin özel hayatı elbette vardır, ancak suç teşkil eden veya topluma kötü örnek oluşturan eylemler, hele ki uyuşturucu gibi bir konu, özel hayat sınırları içerisinde sayılamaz.
Bu olayda eleştirilmesi gereken temel nokta sadece şahısların düştüğü iddia edilen durum değil, aynı zamanda siyasi partilerin kendi iç denetim mekanizmalarındaki zafiyettir. Aday belirleme süreçlerinde sadece liyakat ve sadakat değil, kişilerin ahlaki ve hukuki geçmişleri de çok daha titizlikle incelenmelidir.
Sürecin işleyişine gelirsek; yargı sürecinin şeffaf, hızlı ve adil bir şekilde yürütülmesi şart. Toplumun, seçtiği kişilerin böyle suçlamalar karşısında nasıl hesap verdiğini açıkça görmesi gerekiyor. Bu sadece Kocaeli için değil, tüm Türkiye için örnek teşkil edecek bir durum.
CHP yönetiminin bu duruma karşı alacağı tavır da en az yargı süreci kadar önemli. "Kol kırılır yen içinde kalır" mantığıyla hareket etmek veya olayı geçiştirmeye çalışmak, partiye ve genel siyasete olan güveni daha da zedeleyecektir. Kamuoyu, derhal net, şeffaf ve prensipli bir açıklama; iddialar doğrulanırsa da partiden kesin ihraç da dahil olmak üzere tavizsiz bir disiplin süreci bekliyor.
Siyaset, topluma rol model olma makamıdır. Bu makamda oturanların, uyuşturucu gibi gençliğimizi ve geleceğimizi tehdit eden bir illetle yan yana anılması bile kabul edilemez. Sürecin takipçisi olmak, sadece basının değil, temiz ve şeffaf bir yönetim arzulayan tüm vatandaşların görevidir. Siyasetin bu tür kirlerden arınması, ancak toplumun göstereceği güçlü tepki ve taleple mümkündür.
Avukatlarının görüşmeye gittiğiyle ilgili iddialar var süreci yakından takip ediyoruz...
Emir İhsan Kam
18.08.2026

