
![]()
Bir toplumun çöküşü;
Bir toplum, okul koridorlarında çeteleşen çocukların dehşetiyle, sokak köşelerine kadar inen zehirle, cep telefon ekranlarından evlerin içine sızan yasadışı kumar illetiyle ve en zayıfına gösterdiği acımasızlıkla çöker.
Bugün yaşadığımız şey, münferit asayiş olayları veya gelip geçici toplumsal cinnet anları değildir. Karşı karşıya olduğumuz tabloher geçen gün ruhumuzu kemiren bir toplumsal çürümedir.
Okul Kapılarından İçeri Giren Dehşet
Geleceği emanet ettiğimiz okullar, birer ilim irfan yuvası olmaktan çıkıp çeteleşme haberlerinin, bıçaklı saldırıların ve dijital mecralarda örgütlenen karanlık grupların hedefi haline geldi. Eğitim kurumu, geleceğimizi inşa etmek konumundan çıktığında, o toplumun yarını yok demektir. Lise çağındaki gençlerin şiddeti bir güç gösterisi, suçu bir "gösteriş" aracı olarak görmesi; eğitim ve aile sistemimizin iflas bayrağını çekmesidir.
Zehir Ağları ve Kumar Ekranları
Sokak başlarını tutan torbacılar, yaş ortalamasını ortaokul seviyesine kadar düşürürken; yasadışı kumar siteleri tek bir tıkla gençlerin ceplerindeki parayı ve zihinlerindeki umudu çalıyor. Sanal kumarın, kolay yoldan para kazanma illüzyonunun ve zehir tacirlerinin pençesinde heba olan bir gençlik var karşımızda. Çaba harcamadan kazanmayı öğrenen, emeğe saygısını kaybeden ve bağımlılık döngüsüne mahkûm edilen gençlerin faturası, yarın bu ülkenin tamamına ödetilecek.
Kocaeli’deki Utanç: Merhametin Ölümü
Son olarak Kocaeli’de şahit olduğumuz o vicdanları sızlatan görüntü… Kendi kendini korumaktan aciz, savunmasız zihinsel engelli bir çocuğa yönelen o kontrolsüz şiddet ve gaddarlık, toplumsal empati yeteneğimizi nerede kaybettiğimizin tokat gibi yanıtıdır. Masuma, engelliye, kadına ve hayvana yönelen şiddet, içimizdeki insani değerlerin ne kadar kuruduğunu, merhamet duygusunun nasıl buharlaştığını gösteriyor. Bizi "biz" yapan dip değerler yok oluyorsa, ortada korunacak bir toplum, inşa edilecek gelecek kalmamış demektir.
Nerede Yanlış Yaptık?
Bu yozlaşmanın en büyük besleyicisi cezasızlık algısıdır. "Nasıl olsa bir şey olmaz", "Yapanın yanına kâr kalıyor" düşüncesi, potansiyel suçluları cesaretlendirirken, masum insanları adalete olan inançsızlığa itiyor. Suça karışan çocukları veya failleri "suça sürüklenmiş" kılıfıyla sürekli cezasızlaştıran hukuki boşluklar, çetelerin iştahını kabartıyor. Bunun üzerine sosyal medyadaki şiddet övgüsünü ve televizyon ekranlarını saran mafyatik dizileri eklediğinizde, çürümenin omurgası tamamlanmış oluyor.
Çürümeyi Durdurmak İçin Ne Yapmalı?
Artık kınama mesajlarını ve sorumluluğu birbirine atan açıklamaları bir kenara bırakmak zorundayız. Bu yangını söndürmek için neşter vurulması gereken acil adımlar şunlardır:
Hukukta Cezasızlık Olmamalı: Adalet mekanizması caydırıcılığını yeniden kazanmalıdır. Yaş küçüklüğü gerekçesiyle organize suçlara, okul baskınlarına ve ağır şiddet eylemlerine karışanların cezasız kalmayacağı hukuki düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir. Ceza yasaları, toplum vicdanını tatmin edecek şekilde güncellenmelidir.
Okullar "Güvenli Bölge" İlan Edilmeli: Okul çevreleri, güvenlik güçleri ve rehberlik servislerinin ortak çalışmasıyla ablukaya alınmalıdır. Okullara giriş-çıkış denetimleri artırılmalı; dijital mecralarda gençleri suça ve çeteleşmeye teşvik eden kapalı gruplar siber suçlarla mücadele ekipleri tarafından yakından takip edilmeli ve gereken cezalar en ağır şekilde verilmelidir.
Kumar Ağlarına Ağır Darbe: Yasadışı kumar ve bahis sitelerinin finansal kanalları (kripto varlıklar, merdiven altı ödeme sistemleri) tamamen kesilmeli; reklamını yapan, teşvik eden sosyal medya figürlerine ve mecralara en ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.
Uyuşturucuyla Mücadelede Yeni Model: Uyuşturucu sadece bir asayiş sorunu değil, bir milli güvenlik meselesidir. Arz ile mücadele sürdürülürken, talep boyutunda gençleri koruyacak ücretsiz rehabilitasyon, spor ve kültür merkezleri mahalle seviyesine kadar yaygınlaştırılmalıdır.
Ahlaki ve Toplumsal Seferberlik: Eğitim müfredatı sadece akademik başarıya odaklanmaktan çıkarılmalı; empati, merhamet, özel gereksinimli bireylere saygı ve değerler eğitimi uygulamalı olarak okul öncesinden itibaren verilmeli, ''Önce Ahlak ve Maneviyat'' modeli derhal uygulanmalıdır. Ayrıca aileler çocuklarının dijital dünyadaki adımlarından ve davranış değişikliklerinden sorumlu tutulmalıdır.
Toplumlar bir gecede yıkılmaz; azar azar ve alışa alışa çöker. Eğer Kocaeli’deki engelli evladımızın çığlığını, okullarda saldırıya uğrayan çocukların korkusunu ve uyuşturucu batağındaki gençlerin feryadını duymamaya devam edersek, yarın sığınacak tek bir güvenli limanımız dahi kalmayacak. Aklımızı ve vicdanımızı başımıza toplamak için kaybedecek tek bir günümüz bile yok.
Emir İhsan Kam
24.09.2026

