
![]()
Kocaeli’de şehir içi ulaşım ücretinin 42 TL’den 63 TL’ye çıkması gündemde. Toplu taşıma esnafı, sadece dört ay önce, Mayıs ayında 63 TL seviyelerinde olan motorinin litre fiyatının bugün 96-100 TL bandına dayandığını belirterek belninin büküldüğünü söylüyor. Esnaf “KDV indirimi gelmezse bu yükü taşıyamayız” derken, asgari ücretle ay sonunu getirmeye çalışan vatandaş, her sabah bindiği otobüsün penceresinden sadece yolları değil, gittikçe kararan umutlarını izliyor. Bu tablo, yalnızca ulaşım sorunu değildir; bu tablo ekonominin her gün yüzümüze vurduğu yıkımın en somut fotoğrafıdır. Ülkenin gelecekteki ekonomisi, ithalata bağımlılık, faizle borçlanma, yap-işlet-devret adı altında ki rantlarda, yüksek maliyetler ve gelir adaletsizliği üçgeninde can çekişiyor.
Tam bu noktada genel politikalarda doğru sistem işlemeyince iğneyi yerel yönetimlere de batırmak zorundayız. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm belediyeler, artan maliyetler karşısında vatandaşı zam yağmuruyla baş başa bırakmadan önce kendi harcamalarına dönüp bakmalıdır. Artık müsriflikten, şatafattan, vitrin belediyeciliğinden ve gereksiz PR harcamalarından vazgeçme vaktidir. Lüks makam araçları, devasa bütçeli konserler ve israf kalemleri kırılmalı; belediyeciliğin asli görevi olan "halka hizmet", doğrudan vatandaşın cebini koruyacak çalışmalar ve sosyal desteklere dönüştürülmelidir. Kemer sıkılacaksa, önce belediyeler kendi kemerlerini sıkmalıdır.
Ancak meselenin asıl çözümü yerelde değil, Ankara’dadır. İktidarın, taşıma suyuyla değirmen döndürmeye çalışan, borç ve faiz sarmalına sıkışmış mevcut ekonomik çizgiden (ki bu bir ekonomi yönetimi değil, becerisizliktir!) derhal çıkması şarttır. Acil olarak "üretim ve istihdam ekonomisine" geçilmelidir. Tüketerek büyüyen değil, üreterek kalkınan bir modele ihtiyacımız var.
Bunun en önemli adımlarından biri, kamu kaynaklarının tek bir merkezde toplandığı, israfın ve yüksek faiz ödemelerinin önüne geçen "Havuz Sistemi"nin (Kamu Tek Hesabı) yeniden ve tavizsiz bir şekilde hayata geçirilmesidir. Kamunun parası, faiz lobilerine veya müsrif projelere değil; üretime, çiftçiye, sanayiciye ve doğrudan hizmete aktarılmalıdır. Kaynaklar ancak bu şekilde havuzda birikir ve tabana yayılır.
63 TL’lik bir otobüs bileti ihtimali, basit bir tarife değişikliği değil; sistemin iflas alarmıdır. Belediyeler israfı bırakıp vatandaşa el uzatmadıkça, iktidar borç ekonomisinden üretim ve Havuz Sistemi’ne geçmedikçe, biz daha çok zam haberi yazarız; ama vatandaşın bu yükü çekecek mecali kalmadı.
Emir İhsan Kam
21.09.2026

